Okuduğum bir makale, bugün yeniden aklıma geldi. Yoccoz ve arkadaşlarının (2012) çalışması, topraktan elde edilen DNA’nın o alanın bitki topluluklarını birebir yansıtabildiğini göstermişti. Yani toprağın DNA’sı, aslında o toprağın hikâyesini anlatıyor.
Orada hangi bitkiler yaşamış, hangi canlılar kök salmış, hangi ekosistem iz bırakmış hepsi toprağın genetik hafızasında kayıtlı.
Bu bana hep şunu düşündürdü:
Eğer toprak konuşabiliyorsa, biz onu gerçekten dinliyor muyuz? SoilBiom Biyoteknoloji’de yaptığımız işin temeli de bu sorudan doğdu. Biz mikroorganizmaları yalnızca bir “girdi” olarak değil, yaşamın devamlılığını sağlayan ortaklar olarak görüyoruz. Her biri, toprağı onarmanın, biyolojik döngüyü yeniden kurmanın farklı bir yolunu bize öğretiyor. Toprakla konuşmak, aslında geleceğin gıdasını dinlemek anlamına geliyor.
Bugün Dünya Gıda Günü. Ve bana göre gıdayı korumanın en temel yolu, toprağı anlamaktan geçiyor.
Çünkü sağlıklı toprak = sağlıklı bitki = sağlıklı gıda = sağlıklı yaşam.